Çeviri Sektörünün İçinden: Ceren Höbek ile Çevirmenlik Üzerine Bir Söyleşi
Bu sayımızda, SVO Tercüme Ofisi’nin kurucusu Ceren Höbek ile bir araya geldik. Tıp ve hukuk çevirmenliği alanlarında çeviri eğitimleri veren Höbek, mesleki deneyimlerini ve sektöre dair güncel görüşlerini TLN dergisi okurları için bizimle paylaştı. Sizleri bu bilgilendirici söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.
·Hatice Beyza Karaca (HBK): Ceren Hanım, merhaba. Öncelikle vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sektördeki hem akademik hem de girişimci başarılarınızı ilgiyle takip ediyoruz. Mütercim-tercümanlık eğitiminiz ile başlayan ve bugün başarılı bir iş kadını olarak devam eden bu süreci kısaca sizden dinleyebilir miyiz?
-Ceren Höbek (CH): Ben günlük hayatımda da okumayı ve araştırmayı çok seven, bunlara saatlerimi harcayabilecek biriyim. Her şeye karşı “neden ve nasıl” sorularını sormaktan hiç yorulmuyorum. Okurken “Çevirimi nasıl geliştiririm?” sorusuna cevap arıyordum ve ona yönelik çalışmalar yaptım. Zamanla bu soru yerini “Nasıl daha iyi eğitim verebilirim? İşimde eksik olduğum konu ne? Nasıl daha fazla kişiye ulaşırım? İyi bir eğitmen miyim? Sosyal medyada ne kadar iyiyim?” gibi sorulara bıraktı. Çeviri olayını zaten tamamladığım için bu yönde çalışmalara başladım. Örneğin, bizim eğitimlerimiz zaten talep görüyor olmasına rağmen “Eğitmen nasıl eğitim vermelidir?” sorusuna yönelik çeşitli eğitimlere katıldım ve okumalar yaptım. Hâlâ da yapıyorum. Başarılı olmamın sırrı iş geliştirme sürecine takıntılı olmam. Katıldığım eğitimler, SVO Tercüme’nin büyümesine dolaylı yoldan etki etti. Daha kaliteli hizmet sunmaya başladım, müşteri memnuniyetim arttı. Müşteri memnuniyetim arttıkça ben bir şey yapmadan memnun müşterilerim markadan bahsetmeye ve çevrelerine önermeye devam etti. Yeni edindiğim müşterilerimin çoğu, referans sayesinde bize ulaşıyor ki bu tüm Türkiye’ye reklam vermekten çok daha etkili ve kalıcı bir yöntem.
·HBK: Peki, sizin çeviri dünyasına ilk adımınız nasıl oldu? İlk çeviri deneyiminizi ve bu mesleği seçme nedeninizi bizimle paylaşabilir misiniz?
-CH: Günlük yaşantımda da okumayı ve araştırmayı seven biriyim. Özellikle psikoloji ve sağlıklı beslenme üzerine yapılan çalışmaları okumak her zaman daha çok dikkatimi çekmiştir. Tıp çeviri dersini ilk almaya başladığımda zaten birçok terime hâkimdim. O yüzden okurken uzmanlık alanımı çoktan “tıp” olarak seçmiştim. İlk iş deneyimim Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde başladı ve konunun yalnızca çeviri yapabilmek olmadığını orada anladım. Çevirinin yanında kurum içi yönetim şekline de ayak uydurmam ve çeviri piyasasını da bilmem gerekiyordu. Hastalarla kurduğum iletişim önemliydi ve bunların hiçbirini okulda öğrenmemiştim. Bir süre deneyim kazandıktan sonra farklı hastaneleri de görmem gerektiğini anladım. Aynı yerde kalmak beni ileriye taşımayacaktı ve en son Ataşehir Medicana Hastanesi’nde çalışmaya başladım. Medicana bana hem sözlü hem de yazılı çeviride kendimi geliştirebilme imkânını fazlasıyla sundu.
·HBK: Bir yanda profesyonel bir çeviri şirketi olarak faaliyet gösterirken diğer yanda çevirmenlere eğitim sunan bir kurum. Bu iki yapıyı nasıl harmanlıyorsunuz ve bu eğitim modeli markanızın hizmet kalitesine nasıl yansıyor?
-CH: Artı ve eksilerini yaşıyoruz. Çeviri tarafını verilerin gizliliği sebebiyle sosyal medyada gösteremiyoruz tabii ki. Sosyal medyada eğitim ve içerik paylaşımları yaptığımız için çeviri ikinci planda gibi görünüyor ancak çeviriden de çok fazla iş alıyoruz, sadece bu sosyal medya üzerinde çok fazla görünmüyor. Daha çok ekranın arkasında kalıyor. Çeviri yaptırmak isteyen müşterilerimiz bazen bizi bir eğitim kurumu sanabiliyor ancak burası çeviri, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunan online bir çeviri ofisi. Bazen de bu işin eğitimini verdiğimiz için çeviri işlerini teslim ederken bize daha çok güven duyuyorlar. Bu kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor.
·HBK: Çeviri sektöründe doğru müşteriye ulaşmak en az çeviri kalitesi kadar önemli bir beceri. Markanızın geniş hizmet yelpazesine baktığımızda çok çeşitli bir kitleye hitap ettiğinizi görüyoruz. Sıfırdan bir marka kurmuş biri olarak müşteri kitlesi oluşturma yolculuğunda hangi stratejilerin altın değerinde olduğunu düşünüyorsunuz?
-CH: Her müşteriyi kazanmaya çalışmanın büyük bir saçmalık olduğunu düşünüyorum. Serbest fiyatlandırmanın olduğu bir sektörde fiyatlarımız ve sunduğumuz hizmet kalitesi herkes için aynı. Müşterilerimi gri alanda bırakmıyorum, şeffaf oluyorum. Bizimle çalışacak olan kişi süreçteki artı ve eksileri bilir. Kimi müşteri eksileri duymak istemez, o kişiler başka yerde çeviri yaptırır ve daha sonra bize geri döner. Bu kitlenin aradan çıkmasından ben de memnunum, vakit kaybı yaşamıyorum. Aslında bizimle iletişime geçen müşterimi çoğu zaman kaybetmiyorum, eğitimlerimde de böyle. O gün gelmiyorsa bir ay, üç ay veya bir sene sonra mutlaka geri geliyor. O yüzden müşterim o gün benimle çalışmamış olabilir ama bu onu kaybettiğim anlamına gelmiyor, müşterimin henüz benimle çalışmadığı anlamına geliyor. Özetle şeffaflık, iyi iletişim ve herkesle çalışmamak bence son derece önemli.
-HBK: Yapay zekâ teknolojilerinin hem çevirmenler hem de çeviri sektörü açısından yarattığı dönüşüm hakkında neler söylemek istersiniz?
-CH: Çoğu yenilik Türkiye’ye çok geç geliyor. Çin’deki veya Amerika’daki gelişimlerin en az beş sene gerisinde olduğumuzu düşünüyorum. Dönüşüm tabii ki olacak ama imza yetkisi diye bir durum var. Yeminli tercüman olmak, “Ben devlet olarak olası sorunu kabul etmiyorum, çevirmen sorumludur.” demek. Devletin bir yapay zekâyı sorumlu yapacağını düşünmüyorum. Yapay zekânın çevirmenin işini kolaylaştıracağına inanıyorum. Biraz daha “proofreading” kısmına evrilecek gibi. Bence yapay zekâdan korkmak yerine “İmzamı nasıl değerli kılarım?” diye sorgulamak daha doğru olur. Çözüm arayışına girmeyen kişiler zaten elenecek. Çoğu alaylı, bölüm mezunlarından daha istekli. Bölümü okuyanlar genelde sınavları geçme odaklı ve diplomaya güveniyorlar. Alaylılar ise diploması olanı geçmek için çok daha yoğun ve gerçekçi çalışma yapıyor; o yüzden alaylıların çoğu, bölümdekilerden daha başarılı. Yapay zekâdan korkmaktansa alaylılar için endişelenmenizi öneriyorum.
·HBK: Uzun yıllardır hem büyük bir özel sağlık grubunun bünyesinde bu işi icra eden hem de bu alanda eğitimler veren biri olarak sizce tıbbi çeviriyi diğer çeviri alanlarından ayıran temel zorluklar nelerdir? Büyük ve kurumsal sağlık yapılarında çeviri süreçleri genellikle nasıl işliyor?
-CH: Belirli bir noktadan sonra çeviri anlamında bir zorluk yaşanmıyor çünkü terimleri ve hastalıkları bir noktadan sonra adın gibi biliyor hale geliyorsun. Bazen farklı bir vaka gelirse alan ve terim bilgisi konusunda eksik kalabiliyorsun o da alışılmışın dışında olduğu için eğlenceli geliyor. Hastane ortamı biraz farklı bir ortam, bir katta doğum yapanlar seviniyorken diğer katta yakınını kaybedenler ağlıyor. Bu iki uç nokta arasında duygusal karmaşa yaşanabiliyor, hastalarla duygusal bağ kurmamak gerekiyor. Yoksa birçok olay çevirmeni etkileyebilir. Kurumsalda çeviri sürecine gelince dediğim gibi akademiden çok farklı. Doğru ya da yanlış, kurumun talebine göre hareket etmek zorundasın, etmezsen ya sen işten ayrılıyorsun ya da onlar çıkartıyor. Hastane ortamında sözlü ve yazılı çeviri yaparsınız. Genelde iletişim kurmanız yeterli görülür ama kaliteli bir çeviri ve iletişim sunduğunuzda sizi bırakmak istemezler.
·HBK: Tıbbi raporlar veya hukuki sözleşmeler gibi “sıfır hata” prensibiyle işlenen metin türlerini düşündüğümüzde teknolojinin bu alanlardaki etkisi sizce bir tehdit mi yoksa bir fırsat mı? Bu alanlarda insan dokunuşu neden hâlâ kritik?
-CH: Bence bir fırsat, iş yoğunluğumuzu azaltıyor. Sonrasında kontrol sağlıyor ve doğru olan belgeyi zaten sunuyorum ama çeviride konu yalnızca terim bilgisi değil, yapay zekâ hâlâ tam anlamıyla doğru bir yapıda sonuç sunmuyor. Cümle yapıları çeviri alanlarına ve belgeye göre değişiklik gösterebiliyor.Bu, teknolojinin ayırt edebildiği bir durum değil.
-HBK: “Her şeyi çevirebilirim” diyen bir anlayışın günümüz piyasasında karşılığı var mı? Sizce çevirmenin bir alanda uzmanlaşmış olması ne kadar önemlidir?
-CH: Var. Teknik olarak her şeyi yapabilme kapasitemiz var. Bunun kendimize koyduğumuz sınırlarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Her belgeyi tabii ki çevirebiliriz ama her belgeyi her zaman iyi çeviremeyiz. Her belgeyi çevirmeye çalışarak neden çeviri kalitemi düşüreyim ki? Müşterim, zaten o işi en iyi benim yapacağımı düşündüğü için bana geliyor. Bu cümleyi şöyle değiştirmek istiyorum: “Her çeviri işini alabilirim ama işin uzmanıyla ortak çalışarak.
·HBK: Günümüzün bilgiye erişim kolaylığı göz önüne alındığında yetkin bir çevirmenin sahip olması gereken donanımlar bireysel çabayla kazanılabilir mi?
-CH: Birey, kendinin hangi alanda ilerlemesi gerektiğini ve bunun için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini biliyorsa bireysel çabayla gelişim gösterebilir. Bu araştırma dürtüsü o kişinin hobisi haline gelmeli. Örneğin, biz eğitim ve danışmanlık hizmeti sunarken aslında kişilere şunu sağlıyoruz. Bilgiyi kendisi araştırıp bulacağına hazır ve hızlı bilgi ediniyor, hangi alandan gideceğini bilmiyorsa yol gösteriyor ve bizden sonra da araştırmalarını yaparken nereye, nasıl bakacağını gösteriyoruz. Ancak dediğim gibi sadece mezun olmayı tercüman olmak sanan bir kitleden bahsediyorum, bu bireysel çabayı gösterecek insan sayısı oldukça az.
·HBK: Son olarak mevcut teknolojik gelişmeler ışığında çevirmenlik mesleğinin geleceğini düşündüğünüzde çevirmen adaylarına ve mesleği icra edenlere hangi bakış açılarını ve becerileri geliştirmelerini önerirsiniz?
-CH: Bu soruya kesin bir cevap veremem. Çevirmen adayının ne yöne gitmek istediğine göre değişir. “Kurumsalda mı, ofiste mi çalışacak? Uzaktan mı, ofiste mi? Sosyal medyada olacak mı, olmayacak mı? Hangi uzmanlıkta olacak? Hangi ülkede veya şehirde olacak?..” gibi birçok soru var. Bu sorulara göre kişinin ulaşabileceği imkânların sınırlarını ve iş anlamında gelecekten beklentilerini bilmem gerekiyor. Kendimden örnek verecek olursam ben yalnızca çeviri yapmadım. Örneğin, eğitim verdiğim için öğretmenlik deneyimim de var. Şu an ise hem eğitmen hem tercümanım, iki işi birleştirmiş durumdayım. Özetle, farklı becerilerinizi işinize entegre etmeye çalışın.
Ceren Höbek’in aktardığı deneyimlerin ve paylaştığı değerli bilgilerin, çeviri alanında ilerlemek isteyenler için ilham verici olacağına inanıyoruz. Söyleşimiz boyunca ele alınan konuların, hem sektöre dair farkındalığı artırmasını hem de mesleki gelişime katkı sağlamasını umuyoruz. Ceren Höbek’e değerli vaktinden ayırarak bulunduğu paylaşımı için çok teşekkür ediyoruz. Keyifli okumalar dileriz.

