TRANSLATIONS

Little Women’ın Yazarından Saklı Bir Başyapıt: Behind a Mask; or, A Woman’s Power ve Türkçeye İlk Yolculuğu

Edebiyat dünyasında bazı isimler vardır, onları belli kalıplara sokarız. Louisa May Alcott dendiğinde de aklımıza hemen tarçınlı kurabiye kokusu, şömine başında toplanan kız kardeşler ve fedakârlık hikâyeleri gelir. Hepimiz onu Little Women’ın yaratıcısı, sıcak aile yuvalarının ve erdemli genç kızların sesi olarak tanıdık; onu çocukların dostu ilan ettik. Fakat aslında, o kusursuz "ahlaklı yazar" maskesinin altında bambaşka bir kadın yatıyor. Yoksullukla savaşan, sisteme kafa tutan ve kalemini ekmek parası için bir silah gibi kullanan bir savaşçı… Meğer o sadece Jo March’ın yaratıcısı değilmiş, takma isimlerin ardına saklanıp kan donduran intikam hikâyeleri yazan, öfkeli ve dahi bir kadınmış. İşte Alcott’ın gölgede kalmış başyapıtı Behind a Mask; or, A Woman's Power ve onunla Türkçede ilk kez buluşmamızın hikâyesi.

Alcott’ın hayatı, romanlarındaki o huzurlu evlerden çok uzaktı. Ailesi sürekli maddi zorluklar çekiyordu. Babası idealist bir filozoftu ama eve para getiremiyordu. Bu yüzden Louisa, daha küçücük bir kızken ailenin geçim yükünü sırtlanmak zorunda kaldı.

Alcott, ailesine destek olabilmek için genç yaşta çalışmaya başladı; dikişçilik, öğretmenlik ve hatta hizmetçilik yaptı. Ancak onu Behind a Mask; or, A Woman's Power gibi karanlık eserler yazmaya iten asıl dönüm noktası, 18 yaşındayken yaşadığı bir hizmetçilik deneyimiydi.

James Richardson adında bir adamın evinde, "kız kardeşine yoldaşlık etmesi" vaadiyle işe girmişti. Ancak Richardson’ın niyeti farklıydı, Alcott’tan kendisine şömine başında eşlik edecek sessiz bir dinleyici olmasını bekliyordu. Alcott bu rolü reddedince, Richardson onu evin en ağır işlerine mahkûm etti; karların içinde yolları açtı, kuyudan su taşıdı ve külleri temizledi. Kendi deyimiyle "gerçek bir Külkedisi" gibi çalıştırıldı.

Yedi haftalık bu ağır emeğin karşılığında eline geçen ücret ise sadece dört dolardı. Bir eşya gibi görülmenin aşağılanmasını ve zenginlerin kibrini iliklerine kadar hissettiği o an, içindeki isyankâr yazarı uyandırdı. Bu deneyim, yıllar sonra yazdığı hikâyelerde, özellikle de hizmetçi kılığına giren Jean Muir karakterinde yankılanacaktı.

İşte bu yüzden, gündüzleri “iyi aile kızı hikâyeleri” yazarken, geceleri kimliğini gizledi. "A. M. Barnard" takma adıyla, cinayet, uyuşturucu ve intikam dolu, “sensation novel” (duygusal roman) ismi verilen karanlık hikâyeler yazdı. Bu hikâyeler ona sadece para kazandırmadı, aynı zamanda toplumun ondan beklediği uysal kadın rolünden kaçıp içindeki öfkeyi kusmasını sağladı.

Bu kitaplardan en çarpıcısı olan Behind a Mask; or, A Woman's Power 1866 yılında yazılmıştır. Eser dönemin popüler türü olan duygusal roman özelliklerini taşır; yani içinde gizem, gerilim ve tehlikeli tutkular barındırır. Ancak bu hikâye, basit bir korku hikâyesi değildir. Alcott bu romanda, Viktorya Dönemi’nin katı sınıf kurallarını ve kadınlara biçilen rolleri eleştirir.

Kitabın başkarakteri Jean Muir, edebiyat tarihindeki en zeki ve kötü kadınlardan biridir. Jean, 30 yaşında, boşanmış ve eski bir tiyatro oyuncusudur. Ancak soylu Coventry ailesinin malikânesine girerken, 19 yaşında, masum ve utangaç bir mürebbiye maskesi takmaktadır.

Jean’in tek bir amacı vardır; Zengin Coventry ailesini parmağında oynatarak hem servet hem de unvan kazanmak. Jean, o dönemde kadınlardan beklenen itaatkâr, dindar ve evcimen rollerini üzerine bir tiyatro kostümü gibi geçirmektedir. Örneğin, erkekler onun üzüntüden bayıldığını sanıp telaşlanırken, aslında o soğukkanlılıkla bir sonraki hamlesini planlamaktadır. Alcott bu karakterle şunu görmemizi sağlıyor: Zorlu bir dünyada hayatta kalmak istiyorsanız, rol yapmak zorundasınız.

Bu eseri Türkçeye ilk kez çevirecek olmak, benim için tarifsiz bir heyecan ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Bugüne kadar Türkçe okur Alcott'ı hep "iyi aile kızı" hikâyeleriyle tanıdı. Benim çevirimle, yazarın o karanlık ve dahi yüzüyle ilk kez tanışacaklar.

Şu anda bu zorlu sürece hazırlanırken beni bekleyen en büyük sınavın yazarın sesini Türkçede bulmak olduğunu biliyorum. Kitabın dili, sürekli bir rol yapma hali üzerine kurulu.

Jean Muir, ailenin yanındayken son derece kibar, kırılgan ve itaatkâr bir dil kullanıyor. Ancak odasına çekilip maskesini indirdiğinde dili bir anda keskinleşiyor, alaycı, hesapçı ve acımasız bir tona bürünüyor.

Bir çevirmen olarak hedefim, Jean'in bu ikiyüzlü halini Türkçede de birebir hissettirmek. Karakterin oyun oynadığı sahnelerde dönemin ruhuna uygun, daha resmi ve saygılı bir Türkçe kullanmayı; kendi kendine kaldığı o öfke dolu anlarda ise modern, yalın ve vurucu bir dil tercih etmeyi planlıyorum. Okuyucunun, Jean'in ne zaman rol yaptığını ne zaman gerçek yüzünü gösterdiğini kelimelerin tınısından anlamasını sağlamak istiyorum.

Bu bahsettiğim atmosferi ve Jean’in dünyasını biraz olsun hissettirebilmek adına, çevirimden bir kısmı sizinle paylaşmak istiyorum:

… Ardından güldü ve tam bir Fransız edasıyla omuz silkerek, kendi kendine alçak sesle “Evet,” dedi. “Final sahnesi ilkinden çok daha iyi olacak. Mon dieu, ne kadar yorgun ve açım!” Bütün dünyevi malları olan o küçük sandığın önünde diz çöktü ve sandığı açtı. İçinden bir şişe çıkarıp bir kadeh sert içki hazırladı. Halıya oturmuş dalgın dalgın düşünürken içkisini büyük bir keyifle yudumluyordu, bir yandan da keskin gözleriyle odanın her köşesini inceliyordu. “Fena sayılmaz. Burası benim için iyi bir çalışma alanı olacak. Hem iş ne kadar zor olursa benim o kadar hoşuma gider.” Elindeki içkisine bakarak ekledi “Merci, eski dostum. Başka hiçbir şeyden alamadığım cesareti ve yüreği sen bana veriyorsun. Hadi, perde kapandı. Ben de her oyuncu gibi birkaç saatliğine kendim olabilirim,” dedi. Hala yerde oturuyordu. Başındaki uzun takma saçları çözüp çıkardı, yüzündeki pembeliği sildi ve inci gibi görünen birkaç takma dişini çıkardı. Elbisesini de çıkarınca, karşımızda otuzlarında, bitkin, yıpranmış ve asık suratlı bambaşka bir kadın belirdi. Bu değişim şahaneydi, ama asıl gizlenme ne kıyafetlerde ne de sahte süslerdeydi, taktığı maskenin ardında gizleniyordu. Artık yalnızdı ve yüzü, o an, doğal haline döndü. Yorgun, sert ve kin dolu bir ifadeye büründü. Bir zamanlar güzel, mutlu, masum ve sevecen biriydi. Ancak hayatını karartan haksızlığı, kaybı ya da hayal kırıklığını düşünerek çöken bu kederli kadında, bunlardan geriye hiç iz kalmamıştı. Bir saat boyunca öylece oturdu. Yüzüne düşen seyrek saç tutamlarıyla dalgın dalgın oynuyordu. Elindeki içkisini ara sıra dudaklarına götürüyor, sanki o ateşli yudum donmuş kanını ısıtıyordu. Ve hatta bir ara göğsünü hafifçe açarak, yeni iyileşmiş yara izine dehşet dolu bir bakış fırlattı. Nihayet yerinden kalktı ve zorlanarak yatağına gitti. O kadar bitkindi ki, sanki beden ve ruh yorgunluğundan tamamen çökmüştü… (Alcott, s. 11-12)

Referanslar
- behind-a-mask-or-a-woman-s-power-pdf-49-pdfDekho.pdf
- Louisa-May-Alcott.pdf
- https://www.womenshistory.org/education-resources/biographies/louisa-may-alcott
- https://paas.org.pl/wp-content/uploads/2021/11/08-pjas12spr-korycka.pdf

Görsel Referanslar
- https://historicboston.org/louisa-may-alcotts-pot-of-gold/
- https://www.womenshistory.org/education-resources/biographies/louisa-may-alcott

Yapay Zekâ Kullanımı
Dil denetimi amacıyla kullanılmıştır.

Author

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of
guest

0 Comments
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x