Bir Çevirmen, Bir Yönetmen, İki Vizyon: Metal Gear Solid’in Yerelleştirme Öyküsü
Video oyun sektöründe yerelleştirme genelde bir dilden diğerine köprü kurmak olarak görülür. Peki bu köprüyü inşa eden kişi köprünün mimarıyla çatışırsa ne olur? Metal Gear Solid oyununun yerelleştirmesinin ardındaki öykü bu soruyu cevaplar nitelikte.
Geçtiğimiz günlerde internette gezinirken gözüme bir makale çarptı: “The bizarre, true story of Metal Gear Solid’s English translation.” Bir oyun çevirisiyle ilgili ne tuhaf olabilir diye bir anlığına düşündüm ve sonunda Polygon’da yayımlanan bu makaleyi okumaya karar verdim. Metnin yazarının, bu yerelleştirmeyi bizzat gerçekleştiren Jeremy Blaustein olduğunu görünce; okuyacaklarımın sıradan bir makaleden fazlası olduğunu, aynı zamanda bir Furkan Yıldırım çevirmenin günlüğüne de tanık olacağımı fark ettim ve okumaya koyuldum.
Blaustein, Konami’de nasıl çalışmaya başladığından ve Metal Gear Solid’den önce ne tür işler üzerinde çalıştığından kısaca bahsederek başlıyor anlatmaya. Sonra bir gün Hideo Kojima onu ofisine çağırıyor ve eline yabancısı olduğu askerî terimlerle dolu, kalın mı kalın bir senaryo dosyası vererek altı ay içinde çevirisini tamamlamasını istiyor. İnternetin henüz emekleme çağında olduğu 1998 yılında Blaustein, yapabileceği en iyi şeyi yapıyor: kütüphane kütüphane dolaşıp bulabildiği her türlü askerî kitabı okuyor ve kalan zamanını ise askerî filmler izlemeye veriyor. Fakat onun için asıl mesele teknik zorluklar değil, kelimelerin anlamına mı yoksa ruhuna mı sadık kalacağı oluyor.
“Çeviri bir bilim değil, sanattır” diye düşünüyordu Blaustein. Bu yaklaşımın meyvelerinden biri, Albay Campbell ile Snake arasındaki o ikonik diyalogdu. Japonca orijinalinde Campbell sadece “artık albay olmadığını, emekli bir asker olduğunu” söylerken, Blaustein bu ifadeyi “old warhorse” (eski savaş atı) şeklinde çevirdi. Bu, sadece bir kelime seçimi değildi; Snake’in dünyasındaki o yorgun, tecrübeli ve hafif melankolik asker profilini tek bir deyimle inşa etmekti. Blaustein, Japonca kalıpların İngilizceye doğrudan aktarıldığında “ruhsuz” kalacağını biliyordu; bu yüzden metne kendi “sesini” eklemekten çekinmedi.
Ancak bu dokunuşlar, o zamanlar ismi pek bilinmese de gelecekte oyun dünyasının en büyük yaratıcı yönetmenlerinden biri kabul edilecek Hideo Kojima ile Blaustein arasında sessiz bir fırtına kopardı. Kojima, kendi vizyonunun ve yazdığı her bir kelimenin birebir aktarılmasını kutsal bir sadakatle bekliyordu. Blaustein’in metni “iyileştirme” çabası, Kojima tarafından bir vizyon ihlali olarak algılandı.
Sonuçta ortaya çıkan eser, Batı’da sinematik anlatımın zirvesi olarak kabul edildi ve oyun yerelleştirmesi için yeni bir altın standart belirledi. Fakat bu başarıya rağmen Blaustein için işler iyi gitmedi: Kojima’nın vizyonuna “fazla müdahale” ettiği gerekçesiyle, serinin sonraki halkalarında bir daha asla görev alamadı. Mimarı dinlemeden köprüyü inşa etmenin bedeli buydu.
Blaustein’in bu yaklaşımı, çeviri dünyasının en eski tartışmalarından birini tetikliyor: Bir çevirmen, orijinal metne ne kadar müdahale etme hakkına sahiptir? Metal Gear Solid örneğinde gördüğümüz gibi, Blaustein sadece kelimeleri değil, karakterlerin kimliğini de Batı kültürünün süzgecinden geçirerek yeniden kurguladı. O dönemde Hollywood filmlerinden alışık olduğumuz “sert adam” arketiplerini kullanarak Snake ve ekibine tanıdık bir hava kattı; çünkü ona göre bir çevirinin başarılı sayılması için sadece anlaşılır olması değil, aynı zamanda eğlendirmesi ve hedef kültürde yankı bulması gerekiyordu. Bu noktada Paul Valéry’nin o meşhur tespiti âdeta Blaustein’in savunması gibidir: “Çeviride sadece anlama sadık kalmak, bir tür ihanettir.” Zira sadece kelime anlamını kurtarmaya çalışırken, o metni var eden duyguyu, ritmi ve özgün dokuyu feda etmek asıl sadakatsizliktir.
Günümüzde oyun sektörü, şartların da gerektirdiği şekilde, Metal Gear Solid’deki bu “tek kişilik dev kadro” modelinden uzaklaşarak yerelleştirmeyi kalabalık ekiplere ve yazılım araçlarına teslim etmiş durumda. Bugün yapılan çevirilerin tutarlılığı sağlansa da Blaustein’in metne kazandırdığı o eşsiz ruhu ve karakterlerin o nevi şahsına münhasır havalarını yakalamakta çoğu zaman yetersiz kalıyor.
Bugün Solid Snake dendiğinde aklımıza gelen o sert ve alaycı karakterin yarısı Kojima’nın hayal gücüyse, diğer yarısı Blaustein’in cesur kalemidir. Metal Gear Solid vakası bizlere şunu öğretiyor: Bir eseri başka bir dile taşımak, bazen ona orijinalinden bile daha güçlü bir kimlik kazandırmaktır. Kojima onun adını serinin tarihinden silmiş olabilir ama oyuncuların hafızasındaki o meşhur replikler, hâlâ Blaustein’in kaleminden çıktığı günkü kadar taze ve etkileyici.
Referanslar
- https://www.polygon.com/2019/7/18/20696081/metal-gear-solid-translation-japanese-english-jeremy-blaustein/
Görsel Referanslar
- Metal Gear Solid (1998) – © Konami Digital Entertainment (yazara ait ekran görüntüsü)
Yapay Zekâ Kullanımı
- Dil denetimi ve yazımın iyileştirilmesinde yapay zekâdan yararlanılmıştır

