TRANSLATED BOOK REVIEWS

Aynı Metni Farklı Okumak: Poetic Edda Çevirilerinde Üslup Farkları

Birer okur olarak alacağımız kitapları seçerken pek çok unsur belirleyici olur; kapak tasarımı, sayfa düzeni ya da yayınevleri bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu nedenle birçoğumuz kitap satın alırken tek bir yayınevine bağlı kalmayız. Bir romanı bir yayınevinden alırken, bir şiir kitabını başka bir yayınevinden almayı tercih ederiz. Özellikle çeviri

eserlerde bu çeşitlilik, aynı yapıtın farklı basımlarında belirgin farklarla karşılaşmamıza yol açar. Bu durum, okurun aynı yazarı farklı biçimlerde tanımasına, bir cümleyi, paragrafı ve kimi zaman tüm metni farklı kelimelerle deneyimlemesine neden olabilir. Peki aynı kaynak metin farklı çevirilerde neden bu denli değişikliklerle karşımıza çıkar?

Bu farklılıklar çevirmen merkezli pek çok değişkenden kaynaklanır. Çevirmenlerin ana dilleri, aldıkları eğitim, çeviri geçmişleri, benimsedikleri çeviri amaçları ve hedefledikleri okur kitlesi birbirinden farklıdır. Bu unsurlar bir araya geldiğinde, çevirmenin metne yaklaşım biçimi de kaçınılmaz olarak değişir ve bu durum çevirmenin stilini ortaya çıkarır (Liu ve Afzaal, 2021). Bazen çevirmen erek dili sonradan öğrenmiş olabilir ve bu nedenle ana dili olan birine göre deneyimleri farklılık gösterebilir. Çevirisinin dili de bizlere farklı gelebilir. Çevirmenin çeviri geçmişi, yani aldığı çeviri eğitimi de bu süreci etkileyebilir.

Bizler her ne kadar çevirdiğimiz kaynak metnin dilini çok iyi bilsek de çeviri süreci başlı başına farklı bir yoldur. Eğer bir çevirmenin tecrübesi ve bilgisi azsa, o çevirinin zorluklarını tecrübeli bir çevirmene göre daha zor çözebilir. Farklı bir şekilde çevirmenin amacı ve hedef kitlesi bu farklılıkların en başında gelir. Kaynak metin akademik bir amaç güderse dili ve çeviri tercihleri o yönde gerçekleşir fakat genel, gündelik okur için bir çeviri hedeflenirse çeviri tercihleri o amaçla yapılır. Özellikle yaratıcılık gerektiren edebi eserlerde çeviri süreci daha zor hale gelmektedir (Sarıaslan, 2025) ve bu nedenle çevirmenler kendi yaratıcılıklarını kullanmak zorunda kalır. Bu açıdan bakıldığında, aynı metnin farklı çevirilerde farklı biçimlerde karşımıza çıkması olağan ve anlaşılır bir durumdur.

Çeviri çalışmalarında bu tür farklılıklar, belirli kavramlar çerçevesinde ele alınmaktadır. Theo Hermans (1996), bu durumu “translator’s voice” (çevirmenin sesi) kavramıyla açıklayarak, erek metnin her zaman ikincil bir sesi, yani çevirmenin sesini, barındırdığını ileri sürer. Benzer şekilde Mona Baker (2000) bu durumu “translator style”, yani “çevirmenin üslubu” olarak adlandırmıştır. Baker, insanların bir objeye parmak izlerini bırakmadan o objeye dokunamayacaklarını belirtir ve aynı biçimde çevirmenler parmak izlerini bırakmadan çevirilerini gerçekleştiremezler.
Bu çevirmenin üslubu veya çevirmenin sesi açısından Poetic Edda özellikle güzel bir örnek sunar. Eski Norsça dilinde yazılmış anonim ve mitolojik bir şiir derlemesi olan Poetic Edda, şiirsel yapısı ve tarihsel mesafesi bakımından çevirmeni yorum yapmaya ve karar almaya zorlayan bir metindir. Bu derlemenin İngilizceye birden fazla çevirisi bulunmaktadır. Dolayısıyla çeviriler arasında farklılıklar üzerine pek çok tartışma yaratmıştır. Bu tartışmaların temeli çevirmenin üslubu ile ilişkilendirilebilir.

Bu üslup farklarını aşağıdaki örneklerde rahatça görebiliriz.

Yukarıdaki örnekler, Poetic Edda’nın farklı çevirilerinde dilsel tercihlerin nasıl çeşitlendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu farklılıklar yalnızca sözcük düzeyinde değil; hitap biçimleri (thou/you), arkaik dil kullanımı ve anlatım tonu gibi unsurlar üzerinden de kendini göstermektedir. Söz konusu üslup tercihleri, çevirilerin hedef kitlesi ve çeviri amacıyla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, Poetic Edda’nın çevirileri çevirmenin üslubunun veya sesinin erek metinde nasıl görünür hâle geldiğini somut biçimde göstermektedir.
Özetle bu yazıda, çevirmenin üslubu kavramı Poetic Edda’nın farklı İngilizce çevirileri üzerinden ele alınmıştır. Aynı metnin farklı çevirmenlerin elinde nasıl değişebildiği, çevirmenin metinde ne kadar görünür olabildiğini açıkça göstermektedir. Özellikle şiirsel ve tarihsel metinlerde çevirmen, yalnızca anlam aktaran bir aracı değil; metni yeniden kuran aktif bir yorumcu hâline gelmektedir. Bu nedenle farklı çevirileri karşılaştırmalı olarak okumak, tek bir “doğru” çeviri aramaktan ziyade metnin sunduğu farklı anlam ve okuma imkânlarını keşfetmek açısından değerli bir deneyim sunmaktadır.

Referanslar
- Baker, M. 2000. “Towards a methodology for investigating the style of a literary translator.” Target:
- International Journal of Translation Studies, 12(2), 241–266.
- Crawford, J. (2015). The Poetic Edda: Stories of the Norse gods and heroes. Hackett Publishing Company
- Hollander, L. M. (1928). The Poetic Edda. University of Texas Press
- Hermans, T. 1996. “The translator’s voice in translated narrative”, Target: International Journal of Translation Studies, 8(1), 23–48.
- Sarıaslan, K. (2025). “Çevirmen Sesi ve Yaratıcı Ortaklık: Edebi Çeviri Üzerine Bir İnceleme”. Söylem Filoloji Dergisi (Çeviribilim Özel Sayısı II), 589-604. https://doi.org/10.29110/soylemdergi.1616877
Görsel Referanslar
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:La_caza_salvaje_de_Od%C3%ADn,_por_Peter_Nicolai_Arbo.jpg
- https://mythus.fandom.com/wiki/Poetic_Edda
- https://jacksonwcrawford.com/books/the-poetic-edda/
- https://www.amazon.com.tr/Poetic-Edda-Lee-M-Hollander/dp/0292764995
Yapay Zekâ Kullanımı
- Beyin fırtınası, dil redaksiyonu.

Author

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of
guest

0 Comments
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x