Bir Çeviri Meselesi: Martin Eden
GİRİŞ
Martin Eden hepimizin içinde iz bırakıp orada yer edinen kitaplardan biridir. Öyle ki çoğu zaman Jack London mı Martin Eden’ı yazdı yoksa Martin Eden mı Jack London’ı yazdı diye ikileme düşeriz. Bu yazıda, kitabın İletişim Yayınları ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarındaki çevirilerini karşılaştıracak ve çeviri tercihlerinin kitabın ruhunu nasıl şekillendirdiğini inceleyeceğiz.
İNCELENEN BÖLÜM
Bölüm: 45
Bu kısımda, Martin Eden'ın davet edildiği akşam yemeğinde burjuva çevresiyle oturduğu sıradaki iç monoloğu yer alır. Bu iç monolog, Martin Eden’ın sınıfsal ikiyüzlülüğe duyduğu öfkenin zirvesi olarak kabul edilir.
ORİJİNAL METİN
“Those books were written. At the time you were letting me starve, shutting me out of your houses and your orderly employments, and now you are feeding me. And yet those books were written then. Now you listen respectfully to what you think is in my mind, to what I am turning over on my tongue, but which neither you nor I ever utter. If I were to open my mouth and speak my mind, if I were to tell you that your faces are rotten, that you are full of corruption, graft, and rottenness, you would call the police instead of thanking me for my honesty. Why? Because I am famous. Because I have money. Because I am Martin Eden—not because I am right. If I were to say that the moon is a green cheese, you would immediately agree, or at least you would not deny it. Why? Because I have ten thousand dollars. And I earned it long ago—when? Why, at the very time when you were spitting upon me, as it were, from under your feet.”
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI ÇEVİRİSİ
“O kitaplar yazılmıştı! O zaman beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz, şimdi karnımı doyuruyorsunuz. Halbuki eserlerimin hepsi o zaman yazıldı. Şimdi sizin aklınızda, benimse ağzımda evirip çevirdiğim, ama hiçbirimizin asla dile getirmediği bu düşünceler yerine ne söylesem saygıyla dikkat kesiliyorsunuz. Ağzımı açıp gözümü yumsam, sırtınıza karşı topunuz çürümüşsünüz; içiniz yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle dolu diye konuşsam öfkeden kudurmak yerine kem küm edip isabet buyurdunuz dersiniz. Neden? Çünkü ünlüyüm, çok param var. Martin Eden olduğum, iyi biri olduğum ve salak sayılmayacak biri olduğum için değil. Size desem ki gökteki ay bir kalıp peynirdir, hemen bu fikrin müridi olursunuz, olmasanız da reddetmezsiniz, çünkü benim dağlar kadar dolarım var. Hem de hepsini uzun zaman önce kazandım, çünkü eserlerimi yazmıştım; tam da ne zaman, size diyeyim, ayağınızın altındaki toz gibi üzerime tükürdüğünüz zaman.
İLETİŞİM YAYINLARI ÇEVİRİSİ
“Bunları zaten yazmıştım! Şimdi bana yemek sunan sen, o zaman açlık çekmeme göz yumdun, beni evine sokmadın ve bana lanet okudun; bir iş bulamıyorum diye. Şimdi ise ben konuşurken ağzını açmaya çekiniyorsun her sözümü saygıyla dinliyorsun. Partinizin kokuşmuşlarla rüşvetçilerle dolu olduğunu söylüyorum ve hiddetleneceğin yerde hık mık edip bana hak verdiğini söylüyorsun. Peki, neden? Ün kazandığım için, çok param olduğu için, Martin Eden olduğum için, iyi bir insan ve akıllı bir insan olduğum için değil. Ayın otlu peynirden yapılma olduğunu söylesem, bunu da onaylardın; en azından karşı çıkmazdın çünkü yığınla param var. Oysa bunları uzun zaman önce zaten yazmıştım. Bana ayağının altındaki pislik gibi davrandığın zamanlarda yazmıştım hepsini. Bu iki çevirinin farklılıkları daha ilk cümledeyken hissediliyor. Gelin hep beraber çeşitli perspektiflerden bu iki çeviri metnini inceleyelim.
ANLATICI KONUMU
“O kitaplar yazılmıştı!
” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’dan çıkan bu çeviride, cümle pasif ve özne geri planda.
“Bunları zaten yazmıştım!”
İletişim Yayınları’ndan çıkan çeviri metninde ise aynı cümle aktif ve cümlede açıkça bir “ben” vurgusu var.
CÜMLE KONUMU
“O zaman beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz…”
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’dan çıkan çeviride cümle oldukça uzun ve karmaşık yapıdadır.
“Şimdi bana yemek sunan sen, o zaman açlık çekmeme göz yumdun, beni evine sokmadın ve bana lanet okudun; bir iş bulamıyorum diye."
İletişim Yayınları’nın çevirisine göre işe cümle görece daha kısa ve bölünmüş yapıdadır.
AY-PEYNİR BENZETMESİ
“Size desem ki gökteki ay bir kalıp peynirdir.”
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın çeviri metninde daha nötr ifadelerle direkt çeviri yapıldığını görmekteyiz.
“Ayın otlu peynirden yapıldığını söylesem...”
İletişim Yayınları’nın çevirisinde ise cümle yerelleştirilmiş, daha gündelik bir tonda yazılmıştır.
Peki, bu iki farklı çeviri Martin Eden’ın ruhunu nasıl etkiledi?
Bu iki çeviri; aynı metni aktarmaktan öte, okura iki farklı Martin Eden sunar. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları çevirisinde Martin’in öfkesi törpülenmiş, sesi ile okuyucu arasına mesafe konmuş gibidir; sanki yaşadığı aşağılanmaları büyük bir soğukkanlılıkla anlatır. İletişim Yayınları çevirisinde ise bu mesafe ortadan kalkar. Martin doğrudan karşımıza geçer, sesini yükseltir ve geçmişte yaşadıklarını yüzümüze vurur. Böylece birinde düşünsel bir eleştiri dinlerken, diğerinde bastırılmış bir isyanın patlayışına tanık oluruz. Aynı sahne, sadece çeviri tercihlerinin değişmesiyle okurun kalbinde bambaşka duygular uyandırır. Dolayısıyla, aynı cümleler çevrilmiş olsa da birinde Martin Eden’ı uzaktan dinleriz diğerinde ise onun öfkesini yüzümüzde hissederiz.
Referanslar
- London, Jack (2014). Martin Eden. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- London, Jack (2012). Martin Eden. İstanbul: İletişim Yayınları.
Görsel Referanslar
- www.pinterest.com

