TRANSLATIONS

Şiirin Yeniden Doğduğu Yer: Çeviri

Tez çalışmam için The Turtles of Tasman’ı Türkçeye çevirmeye başladığımda, metnin bana yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda küçük sürprizler saklayan bir kelime dünyası sunacağını bilmiyordum. Daha ilk sayfalarda, sanki 1911 yılına açılan bir kapı aralandı: Pasifik Adaları’nın sıcak nefesi, Alaska altın arayıcılarının sert jargonları, eski denizcilerin şakaları ve unutulmuş maceraların kokusu… Hepsi, tek tek kelimelerin içine saklanmıştı. Sözlüğe baktığımda hiçbir şey söylemeyen ama bağlamda kocaman bir geçmiş taşıyan sözcüklerle karşılaştıkça heyecanım arttı.

Sourdough, chechako, sidehill-salmon, devil-devil doctors… Her biri, bir insanın hayatına, bir kültürün ritmine veya bir coğrafyanın sesine açılan küçük pencereler gibiydi. Çeviri ilerledikçe fark ettim ki bu metni Türkçeye aktarmak, çoğu zaman bu gizli izleri takip etmeyi gerektiriyordu. Bu yazı çeviri sürecimde yoluma çıkan tuhaf, sevimli, bazen de baş belası kelimelerin kısa bir hikâyesidir.

1. Sour-doughs ve Chechako: Kelime mi, Kimlik mi?

Metnin ilerleyen kısımlarında, Tom’u ziyarete gelen Alaska tayfası kendilerini şöyle tanıtıyor:

“As the fall of the year came on, a new type of men began to frequent the house. They proudly called themselves ‘sour-doughs’…”

Burada sour-dough basitçe “ekşi hamur” demek değildir; Kuzey’de dondurucu bir kışı geçirmiş, deneyimli altın arayıcılarının unvanıdır. Bu unvanın karşıtı ise hemen ardından gelir:

“…if sour-doughs couldn't make the traverse… they’d like to see a chechako do it in sixty.”

Chechako ise sözlükte sabit bir karşılığı olmayan, bağlama özgü kullanım gerektiren bir ifadedir. Metinde, Yukon’a yeni gelmiş, deneyimsiz altın arayıcılarını ifade eder. Bu ikili, aslında bir kimlik çatışmasını temsil eder:
-sourdough → Tecrübeli, sert, “kışı görmüş” madenci.
-chechako → Toy, bölgeye yeni gelmiş, deneyimsiz kişi.


2. Sidehill-salmon ve Bağlama Özgü Mizah

Beni çeviri aşamasında en çok gülümseten ama bir o kadar da düşündüren ifade sidehill-salmon oldu.“That deer was a cause of pain and shame to Frederick. What if it was closed season? Tom had triumphantly brought home the buck and gleefully called it sidehill-salmon when it was served and eaten at Frederick's own table.”Av yasağının olduğu bir dönemde Tom, vurduğu bir geyiği, akşam yemeğinde servis ederken şaka yollu sidehill-salmon (yan yamaç somonu) olarak tanıtır. Peki, bir geyiğe “yan yamaç somonu” demek Türkçede aynı kıvraklığı verir mi?
closed season → Avın yasak olduğu dönem.
sidehill-salmon → Geyik etine takılan, içerden bir şaka; “yan yamaç somonu” gibi anlamsız ama komik bir uydurma ad.


3. Hulas, Devil-devil Doctors ve Sesle Gelen Kültür

Öykü, yalnızca Alaska ve Kaliforniya ile sınırlı kalmıyor; Tom’un dünyası Pasifik Adaları’ndan, Çin’e kadar uzanıyor. Buna bağlı olarak metne çok farklı kültürlerden sözcükler sızar:
- South Sea hulas → Hawaii dansları ve şarkıları.
- Devil-devil doctors → Yerli şamanlara verilen, kolonyal ve küçümseyici İngilizce ad.
- Nautch girls → Hintli dansçı kadınlar.

Burada çevirmenin önüne şu soru geliyor: Bu kelimelerin yabancılığını okura olduğu gibi hissettirmeli miyim, yoksa yerelleştirmeli miyim?

4. By the turtles of Tasman!: Yemin mi, Ritim mi, Başlık mı?

Öykünün başlığını ve duygusal doruk noktasını oluşturan meşhur ünlem:

“By the turtles of Tasman, he was a man.”

Bu, Tom’un eski tayfasının kullandığı, ortak anılara ve efsanelere dayanan bir yemin formülüdür. Bu ifade sadece bir anlam taşımaz, aynı zamanda metnin sonunda yankılanan bir ritimdir. Başlık burada yalnızca bir metafor değil, Tom’un bütün yaşamını özetleyen bir saygı duruşudur.

Bu birkaç örnek bile, Jack London’ın The Turtles of Tasman adlı eserinde kelimelerin ne kadar biçimlendirici olduğunu gösteriyor. Çevirmen olarak benim işim, sadece bu kelimelerin sözlük karşılığını bulmak değil; aynı zamanda bu sözcüklerin taşıdığı sesleri, tonları, aidiyetleri, ön yargıları ve mizahı Türkçeye taşımaya çalışmaktır. Bu sözcükler, The Turtles of Tasman’ı çevirirken önüme çıkan ilginç detaylardan sadece birkaçı. Bu kelimelerin Türkçede nasıl bir karşılık bulduğunu merak ediyorsanız bunu bir sonraki sayıda çevrilmiş hâli ile anlatacağım. Öğrenmek için takipte kalın.

Author

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of
guest

0 Comments
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x