TRANSLATION & TECHNOLOGY

Sadelik ve Derinlik Dengesi: Konfüçyüs’ü Çevirmek

Konfüçyüs’ü muhakkak duymuşsunuzdur, kendisi ünlü bir Çinli düşünürdür. MÖ 5–6. yüzyıllarda yaşamıştır. Sözleri kısa görünür ancak anlamları oldukça yoğundur. Güçlü bir tonu ve huzur verici bir havası vardır. Genel olarak bakıldığında sözlerinin altında yatan anlayış bireyin uyum ve erdem içerisinde kendini geliştirmesidir. Onun sözlerinden kişinin öğrenebileceği pek çok şey olduğundan şüphe yoktur.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bu kadar iz bırakabilme potansiyeli taşıyan sözleri doğrudan çevirmek düşünüre haksızlık olur. Tam da bu noktada çevirmenin ne söylendiğinden çok neden söylenildiğini iyice kavraması ve bağlama uygun sözcükleri seçmesi büyük önem taşır. Aynı zamanda çeviri yapılırken düşünürün felsefesindeki sadeliği kelime seçimleriyle yakalamak da bir o kadar önemlidir. Yani çevirmenin yoğun ama sade anlamı ahlaki boyutuyla sunabilmesi, bu işin temelidir. Bu kadar sade ama aynı zamanda bu denli derin sözleri aktarmanın başka bir yolu olmadığını düşünüyorum.

Konfüçyüs’e ait bazı sözlerin İngilizce çevirileri (bkz. Yazar Notu) ve onların makine çevirisi tarafından yapılmış Türkçe çevirilerini inceleyerek daha güçlü versiyonlar oluşturmak bu yazının asıl amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak seçtiğim alıntıyı paylaşmak isterim.

“He who learns but does not think is lost.”

Makine çevirisi: “Öğrenen ama düşünmeyen kişi kaybolmuştur.”

Elbette makine çevirisi okunduğunda zihinde temel bir anlam canlanabilir ve ana fikir kısmen yakalanabilir. Ancak sözün asıl derinliğini yansıtmadığı kolaylıkla anlaşılabilir. Burada “lost” kelimesi yalnızca fiziksel ya da basit bir kaybolmayı ifade etmez. Aksine öğrenilen bilginin yitirilmesi, anlamını kaybetmesi veya kişinin yönsüz kalması anlamlarını barındırmaktadır. Düşünürün vermek istediği mesaj düşünürün vermek istediği mesajı daha güçlü aktarmak adına birkaç alternatif çeviri sunmak isterim; zira takdir edileceği üzere çeviride tek bir doğru yoktur.

“Düşünmeden öğrenen yolunu kaybeder.”

“Öğrenip de üzerine düşünmeyen anlamı kaybeder.”

“Bilgiyi düşünceyle yoğurmayan onu yitirir.”

İkinci alıntı ise başarmak istediğimiz şeylerde sonucu değil süreci ön plana koymayı vurgulayan bir sözdür.

“Roads were made for journeys, not destinations.”

Makine çevirisi: “Yollar varış noktaları için değil, yolculuklar için yapılmıştır.”

Görüldüğü üzere makine çevirisi yeniden yüzeysel kalmakta ve sözün ifade ettiği derinliği tam olarak yansıtamamaktadır. Sözcük seçimleri dar bir perspektiften ele alınmış ve asıl anlamın kapsayıcılığı sınırlı kalmıştır. Özellikle “journey” kelimesi, yalnızca fiziksel bir yolculuğu değil aynı zamanda deneyimi ve sürecin biricikliğini ifade etmektedir. Bu nedenle yalnızca “yolculuk” olarak çevirmek yeterli olmayabilir. Bu alıntı için önerdiğim alternatif çeviriler şunlardır:

“Yollar bir yere varmak için değil, o yolu deneyimlemek için vardır.”

“Yollar bir yere varmak için değil, yolculuğun kendisi için vardır.”

“Yollar hedefe varmak için değil, hedefi deneyimlemek içindir.”

Son alıntı ise kötülüklere kin tutmamak ve affetmenin sağladığı iç huzur üzerine söylenmiş bir sözdür. Kişisel olarak favorilerimden biridir çünkü unutmanın insanı nasıl hafiflettiğini ve iyileştirdiğini güçlü bir biçimde yansıtmakta.

“Forget injuries, never forget kindnesses.”

Makine çevirisi: “Yaralanmaları unut, iyilikleri asla unutma.”

Bu çeviri de derinlikten yoksundur ve kelime seçimleri açısından etkileyici değildir. Çoğu makine çevirisinde olduğu gibi, okunduğunda sezilebilen bir ruhsuzluk taşımaktadır. “Injuries” kelimesi yalnızca fiziksel yaraları değil, duygusal kırgınlıkları da içermektedir. Ayrıca “kindness” ile “injuries” arasındaki karşıtlığın okuyucuya hissettirilmesi önemlidir. Bu karşıtlık yalnızca kelime düzeyinde kalmamalı, duygusal yükü de yansıtmalıdır. Bu doğrultuda şu alternatif çevirileri önermek isterim:

“Kırgınlıkları unut, incelikleri asla.”

“Sende yara bırakan şeyleri unut, ama iyilikleri asla unutma.”

Tüm bu örnekler incelendiğinde, makine çevirilerinin Konfüçyüs gibi felsefi ve etik içerikli metinlerde yetersiz kaldığı görülmektedir. Metnin bağlamından ve kültürel normlarından uzak kalan bu çeviriler, belirli bir seviyede kalmakta ve okuyucuya duygusal derinlik sunamamaktadır. Bu noktada çevirmenin üstlendiği sorumluluk önem kazanmaktadır. Çeviri, sanılanın aksine yaratıcılıktan çok bir karar verme sürecidir. Uygun bağlamı, kültürel altyapıyı ve tonu yakalayabilecek kelime tercihleri bu sürecin merkezinde yer alır. Bu nedenle çevirmen, yalnızca sözleri başka bir dile aktaran kişi değil aynı zamanda onları doğru ve anlaşılır biçimde sunan bir aracı konumundadır.

YAZAR NOTU: Bu çalışmada kullanılan sözler, Konfüçyüs’e atfedilen ve günümüzde özellikle dijital platformlarda yaygın olarak paylaşılan İngilizce versiyonlardan seçilmiştir. Bu sözler Analects metninin birebir çevirileri olarak değil, Konfüçyüs düşüncesinin modern yorumları olarak ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, bu popüler sözlerin makine çevirileri ile insan çevirisi arasındaki anlam ve ton farklarını incelemektir. Konfüçyüs felsefesinin genel çerçevesi ise Analects ve akademik kaynaklar üzerinden değerlendirilmiştir.

Referanslar
- Confucius. (1979). The Analects (D. C. Lau, Çev.). Penguin Classics.
- Confucius. (1997). The Analects of Confucius: A Philosophical Translation (R. T. Ames & H.
- Rosemont Jr., Çev.). Ballantine Books

Görsel Referanslar
- Görsel 1. Konfüçyüs tasviri (1770).
- Kaynak: Wikimedia Commons, kamu malı (public domain). https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Konfuzius-1770.jpg 

Yapay Zekâ Kullanımı
- Metnin hazırlanma sürecinde başlık seçimi, dilbilgisel düzenleme, referans düzenleme, kaynak formatlama ve görsel açıklaması yazımı konularında yapay zekâdan yardım alınmıştır.

Author

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of
guest

0 Comments
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x